Minibüs ile gece çıktığımız yolculuğa Pozantı’nın Belemedik tarihi tren istasyonuna sabah gün ağarmadan ulaştık. Uykumuzun en tatlı anında burada ne işim var diye soran olmuştur muhakkak. Aslında bu soruyu gün boyu kendine sormayan da kalmamış olabilir 🙂 Yavaştan gün ağarmaya başlamış, kuşlar hoş geldiniz cıvıltısıyla, dağlar heybetiyle, çınar ağaçları bahara merhaba diyen yeşil yapraklarıyla bizi şimdiden büyülemeye başlamıştı. Buradan yolculuğumuzu Hacıkırı İstasyonu’na kadar tren ile tünellerin içinden 20 dakikalık yolculuk yaptık.
(06:11 Çukurovaavi , Ankara – Adana ) Hacıkırı’nda trenden inerek demir yolu üzerinde bulunan tarihi Alman Vardaha Köprüsü’nün muhteşem görüntüsünü fotoğrafladık.

Yürüyüşümüze yavaş bir çıkış ile başladık. Baz istasyonunun altından patika yolu yukarıya doğru takip ettik. Etrafımıza hayran hayran bakarken normalde yukarıya çıkmamız gereken yol ayrımını kaçırıp yanlışlıkla da olsa bir başka uçurum manzarasını görme fırsatını yakaladık. Tabi iniş ve çıkışla beraber performansımızı biraz boşa harcamış olduk. Alman Yoluna ulaşıp yarım saat kadar bir eğim çıktıktan sonra Çakıt vadisinin muhteşem manzarası, bizi iyiden iyiye kendimizden almıştı. Asıl yürüyüş şimdi başlamıştı, etrafımıza hayran hayran bakarken hava yavaştan kapanmış ve yağmur yağmaya başlamıştı. Hazırlıklı olduğumuz yağmur bizi serinletip rahat bir yürüyüş yapmamızı sağlamıştı. Kaçacak yerimiz olmadığından tadını çıkara çıkara yürüşümüze devam ettik. Yağmurun durmasını fırsat bilerek ana molamızı börek, sarma, çay, kahve ile şenlendirdik. Yürüyüşümüz toplamda 25 Km olmasına rağmen hissedilen yorgunluk mesafesi 60 Km gibiydi. Her döndüğümüz köşeden sonra yine mi dağ, yine uçurum , ah çıkış var , yağmur , çamur, bitmiyor, yol uzadıkça uzuyor , ne zaman bitecek , kurulan uyku hayalleri yada sıcak bir çay, yok yok çorba, bacaklarımı burada kesip devam etsem nasıl olur acaba , sanırım 10 yıllık dağ isteğime burada doydum…..bir sürü bir sürü söylemler. Arabaya binip Karaman’da gözümüzü açtıktan sonra ve üzerinden daha iki gün geçmemişken “buraya bir daha ne zaman gideriz, iki gün mü gitsek , ya harikaydı sanırım tam doyamadık, haftaya nereye gidiyoruz…” söylemleri duyulmaya başladı. Tüm yorgunluk ve zorluğa rağmen tadı damağımızda kalan ve ardımızda gülerek anımsayacağımız bi dolu anı bıraktığımız bir gezi oldu.

Diğer Abonelerin Arasına Sende Katılabilirsin

Posta hesabına bir gün bir mail düşer. Okursun, bakarsın ve çok beğenirsin. İşte o mail sırt çantanı alıp bir yerlere gitmen ve seni harekete geçirmek için yeterli olabilir. Türkiye ve Yurt dışı gezi yazılarımızın mail adresinize gelmesini ister misiniz? Sadece e-posta adresinizi yazarak hemen abone olun! Gezgin İz sizi harekete geçirecek makaleleri mail adresinize göndersin ama reklam vs göndermesin.. :)

CEVAP VER