Sri Lanka gezimizin en can alıcı noktalarından birisi olan Aslan Kayası namı diğer Sigiriya Kayası, Unesco Dünya Kültür Mirasları listesinde yer alıyor.Volkanik bir kaya kütlesi olan bu kaya geniş bir düzlüğün içinde bulunuyor. Yüksekliği 200 metre olan bu yapının tam 90 derecelik dik bir açısı var.
Kayanın üstünde bulunan saray ve tapınaklara çıkış aşamasının ise oldukça maceralı olduğunu söylemeliyim, şahsen bizimki maceradan çok gerilim ve adrenalin dolu oldu.

Kayanın tarihine biraz bakacak olursak rivayete göre Anuratapura Kralı olan Kasyapa o dönemde babasını öldürüp, eniştesinin başlattığı iç savaştan faydalanıp elde ettiği hükümdarlığını korumak için çareler arar. Huzurlu yaşayabilmek için olağanüstü bir kale yaptırmaya karar verir. Efsaneye göre M.S. 477 –495 yılları arasında olduğu söylenen, yaklaşık 20 yıllık hükümdarlığı sırasında bu kaleyi bitirmeyi başarır. Muhteşem kale Sigiriya Kayası üzerindedir. Farklı anneden olan diğer erkek kardeşi Prens Migara Hindistan’dan güçlü bir ordu ile gelerek ortalığı yerle bir eder.

O tarihten sonra da Budist rahipler kayayı tapınak,manastır şeklinde kullanmaya devam etmişler. Kendini koruyabilmiş olan 1600 yıllık kök boyalar ile yapılmış duvar resimleri hala mevcut.
Giriş biletlerini aldıktan sonra etrafımızdaki maymunları, su havuzlarını ve ‘Dikkat eşek arısı saldırısı sessiz olunuz.’ uyarı tabelalarına bakarak yürüdük.
Havanın sıcaklığıyla başlayan vücuttaki yüksek ısı artışı, terleme ve “eşek arısı saldırısı” uyarı tabelaları hepimizi gerdi. Etrafa bakıyoruz, bu kadar büyütülecek bir şey yok gibi.
Aşırı korumacı önlemler olsa gerek diye düşünerek yolumuza devam ettik, daha doğrusu tırmanmaya.
İlk bilet kontrol noktasından girdiğimizde başlamış olan  taş merdivenler bitti artık. Kayanın bir ucundan başlayarak yavaş yavaş demir merdivenler üstünde yürümeye başladık. Tan, tann, tan, tann… Demir merdivenin çıkardığı her ses ile altımızdaki uçurum giderek yükseldi. Yüzümüze vuran rüzgarla birlikte biraz serinlik geldi, rahatlamıştık.

Yangın merdivenlerine benzer dik çıkışı olan yere geldiğimizde yaklaşık 5 dakika döne döne çıktık.Fotoğraf çekimi yasak olan yerde duvar resimleri bulunuyor ve insanlar oraya gelip dualarını yapıyorlar. Duvar resimlerinde ise 5-6 tane Sri Lankalı üstü çıplak abla orada oturuyor, kalkıyor tepside meyve veriyor, su ikram ediyor.

Duvar resimleri olan bölümden çıktıktan sonra yerden yaklaşık olarak 100 – 150 metre yüksekte demir merdivenlerin üstünden kayaya paralel olarak yürümeye devam ettik. Uçurumu rüzgarla ve aşağıdaki git gide boyutu küçülen insanlar ile hissettik. Biz bu kadar güvenli bir yolda ilerlerken eskiden kayanın tepesine çıkmak için yapılan avuç içi büyüklüğündeki basamakları gördükçe bazılarımız havale geçirdi 🙂 yada geçirdik :).

Ayna duvarlar diye adlandırılan bir bölüme geldiğimizde ise eskiden kralın geçişi sırasında görkemi ve ihtişamı arttırmak amacı ile bal mumu, çeşitli yağlar, mermer taşı, kalsiyum karbonat gibi maddeler ile kayanın bir bölümünün işlemden geçmiş ve şuan bile ışıltısını ve parlaklığını korumakta olduğunu görüyoruz. ‘Aaaaa ne güzell parlıyor’ diyerek duvarlara dokunmak yasak bilesiniz.

Kral yolunu geçtikten sonra geniş bir düzlüğe çıktık ki ne çıktık.Tam karşımızda eşek arı sokmasına karşı ilk yardım çadırı, 10-15 kişi civarı aşağıda ve yukarıda olmak üzere emniyet ve ilk yardım için  ellerinde telsiz ve üzerinde koruyucu kıyafetleri bulunan kişiler bize;
‘şşşşştt sessiz olun arı saldırısı var’ dedi ve sakin bir yöne doğru oturup beklememiz için yönlendirdi. Kafamızı yukarıya merdivenlere doğru çevirdiğimizde küçük bir kız ve annesi kayanın tam ortasında merdivenlerin üzerinde hiç kıpırdamadan oldukları yere çökmüş ve açık yerlerini kapatarak eşek arısı saldırısına karşı kendilerini korumaya almışlardı. Görevliden gelecek talimat doğrusunda aşağıya ineceklerdi. Her türlü aşağıdan çıkış ve yukarıdan iniş yasaklanmıştı.Herkes derin bir sessizlik içinde ortada mahsur kalan ailenin güvenli bir şekilde aşağıya inmesini bekliyordu.Merdivenlerin yaklaşık olarak 150-200 metre sol kolunda sarp bir kayanın altında 20-30 kadar eşek arısı oğulu vardı. Bu kadar turist çeken bir bölgede neden hala orada oldukları sorusunu kendimize sorduk, başka yerde olsa dakikasında o arı oğulunu yakıp yıkıp yok ederler diye düşündük. Sri Lanka’da durum biraz farklı dini inanışlarından dolayı : “ormanın veya doğanın asil sahipleri hayvanlar, bizler ise misafiriz. Onları yurtlarından etmek çok bencilce ” gibi bir düşünceye sahip olduklarından doğadaki tüm varlıklara son safhaya kadar gelmedikçe müdahalede bulunmuyorlar.

Mahsur kalan aile uzun bir bekleyişin ardından güvenli bir şekilde aşağıya indiler.
Ve şimdi o taann,tan taann ses çıkaran, oğulların hemen dibinden geçen ve sallanan demir merdivenlerden sessizce yukarıya çıkma zamanı 🙂 Sessiz bir şekilde kayanın tepesine çıkınca hepimiz içimize derin bir ohh çektik, becerebilsek neredeyse nefes bile almadan çıkacakmışız. Bu kadar panik yapmamızın sebebi, bir eşek arısının baş parmağımdan hallice iri olmasıydı.

Yukarıda maymun ailelerini gözlemledikten sonra kayanın tepesindeki eski havuz ve saray kalıntılarını inceledik. Manzara ise muhteşemdi. Sıcaklığın devam etmesine rağmen rüzgarın etkisiyle doyasıya kayanın üstünü dört dolandık. Akşam karanlığına kalmamak için vakitlice dönüşe geçtik. Dönüşümüz çıkışa nazaran iyi desek de yine arıları bir süre beklemek zorunda kalmıştık.O arada maymun aileleri ile bayağı haşır neşir olduk 🙂

 

Diğer Abonelerin Arasına Sende Katılabilirsin

Posta hesabına bir gün bir mail düşer. Okursun, bakarsın ve çok beğenirsin. İşte o mail sırt çantanı alıp bir yerlere gitmen ve seni harekete geçirmek için yeterli olabilir. Türkiye ve Yurt dışı gezi yazılarımızın mail adresinize gelmesini ister misiniz? Sadece e-posta adresinizi yazarak hemen abone olun! Gezgin İz sizi harekete geçirecek makaleleri mail adresinize göndersin ama reklam vs göndermesin.. :)

CEVAP VER