21 Kasım 2015 Cumartesi günü akşam 21.30 gibi Karaman’dan Tayyar Çelik , Murat Onat , Ali Emrah Uğur , Mesut Bozoğlu ile birlikte KAROBDER olarak KOBDER’in düzenlemiş olduğu Perch (Tatlı su Levreği) Balık Avı Organizasyonuna katılmak için rotamızı Kayseri’ye çevirdik.Yol üzerinde mola verdiğimiz Ereğli’de tanıştığım Bayram arkadaşımızın çayını içtikten sonra ‘Rasgele’ diyerek tekrar yola koyulduk.
Tayyar’ın aklına uyarsan gözünü açtığında kendini Kayseri’de balık avı organizasyonunda da bulursun, Ereğli’den yakıt almadan çıkarsan yolda kalma sitresine de girersin, şaka bir yana yakıtımız yedeğe geçtiğinde bizi tatlı bir korku sardı neyse ki otobandan çıkıp Niğde Bor’u geçince Petrollerin bolluğundan o piti piti yapıp beğendiklerimizden bir tanesine girdik.Yolda heyecanlı bir şekilde nasıl bir av geçireceğimizden konuşurken gece 02.00 gibi Kayseri’ye girdik.
Gpsle KOBDER’in binasına yaklaştığımızda uyku tutmayan balık sevdalısı arkadaşlar şimdiden toplanmıştı bile. Dernek binasında sıcak çayları ve hoş sohbetleriyle bizi karşıladılar. Gece 03.30 gibi üç minibüs ile Yozgat il sınırlarında bulunan Koçcağız Barajına ulaşmak için yaklaşık 2 saat sürecek olan yolculuğumuza başladık.Yorgunluktan olsa gerek minibüste kendimize iyi bir uyku çektik. Ara molalarda kapı açılınca aracın içine giren bıçak gibi kesip geçen soğuk belli ki Erciyes Dağı’nın bende buradayım demesiydi.Sabaha karşı baraja gelip yerimizi belirledikten sonra güneş yavaştan doğmaya başlamış iliklerimiz ısınacak diye sevinirken, tutacağımız perchlerin heyecanı içindeydik.
Hazırlıklarımız bitip güneşin doğuşuyla peş peşe çekmeye başladığımız balıkları şimdiden sayamaz olmuştuk, çantalarda getirilen çeşit çeşit sahteleri teker teker deneyip hemen hemen hepsiyle balıkları kandırmayı başardık. Başardık derken elime ilk defa olta alırken ben de daha tık yoktu.Tayyar kardeş sağ olsun şunu al, bu şekilde tutup böyle atacaksın yavaşça çek arada oyun yaptır şöyle böyle derken ilk balığımı çektim. Sevincime tüm arkadaşlar sağ olsunlar ortak oldukları gibi hadi geçmiş olsun dediler. Geçmiş olsun derken? dedim, “Artık o olta elinden düşmez tutkun olur” diye cevap verdiler.
Lezzetli öğle yemeğimizden sonra At-Çek avımız bitmişti. Evimize dönmek üzere tekrar yola koyulduk. Kayseri’deki arkadaşlara bu organizasyonda emeği geçen tüm arkadaşlara teşekkür ettikten sonra Karaman’a evimize doğru yola koyulduk.
Balık çekmek gerçekten tutku olmayı hak edecek bir heyecan yaşatıyordu insana. Bu tutku insana tekrar tekrar balık tutma, daha iyilerini tutma farklı farklı tekniklerle farklı farklı yerlerde avlanma heyecanını yaşatıyordu. Sanırım bu yüzden yediden yetmişe bir çok insan bu işe gönül vermiş durumda.
Bilinçli bir şekilde, doğayı katletmeden, kirletmeden, kurallar çerçevesinde avlarını yapan OLTACI arkadaşlarımı TEBRİK EDİYORUM.

Bu işi yapmak bir spor ise ,ya da bir tutku , merak ,heyecan , yeni dostluklar ,balıklar ve doğa ise bilinçli bir şekilde yapıp huzurlu ve mutlu bir şekilde evimize dönebiliyor isek bu işe gönül vermiş dernekleri ve kişileri canı gönülden destekliyorum.

Diğer Abonelerin Arasına Sende Katılabilirsin

Posta hesabına bir gün bir mail düşer. Okursun, bakarsın ve çok beğenirsin. İşte o mail sırt çantanı alıp bir yerlere gitmen ve seni harekete geçirmek için yeterli olabilir. Türkiye ve Yurt dışı gezi yazılarımızın mail adresinize gelmesini ister misiniz? Sadece e-posta adresinizi yazarak hemen abone olun! Gezgin İz sizi harekete geçirecek makaleleri mail adresinize göndersin ama reklam vs göndermesin.. :)

CEVAP VER