Karaman – Moskova – Havana
17.07.2015 Cuma günü bayramın birinci günü Karaman – Karalgazi Köyü’nden Aykut ile Akif abi bizi almaya geldiklerinde saat 10.00 gibi ailemizle vedalaşıp yola koyulduk Konya’dan İstanbul Atatürk Havaalanına geldik ve oradan da dış hatlara geçip çantalarımızı emanet dolaplara kilitledikten sonra saat 14.30 gibi Eminönü’ne ve Taksim’e gittik biraz vakit geçirip arkadaşlarımızla buluşup hoş sohbetler yaptık ve havaalanına tekrar geri döndük ,gece 02.00 gibi Moskova uçağımıza binmeden önce Son sigaralarımızı içmeyip yedikten sonra Check-in ve gümrük işlemlerimizi yapıp uçuşumuzu bekledik.Yaklaşık 3,5 saat süren yolculuktan sonra sabaha Karşı 06.00 gibi Moskova’ya inip gördüğümüz ilk halıfleks tarzı bir yere yatıp ücretsiz internetin keyfini çıkardık.Yedi saat bekledikten sonra Moskova’dan Havana uçağımıza bindik yaklaşık 12 saat süren uzun uçuşumuzdan sonra akşam üzeri 18.30 da Havana’ya indik ve iner inmez havaalanı çıkışında bulunan döviz bürosundan 750 Euro 773,35 Turist pesosuna (CUC)’a çevirdik.1 Turist pesosu = 24 -23 Yerel peso (CUP) ediyor ve yerel halka göre mesela bir suyu 24 kat daha pahalı alıyorsunuz.Halk doğal olarak sizden daha ucuza yaşıyor. 

Döviz bozdurma sırasında pasaportlarınızla işlem gerçekleştiriyorsunuz.Dövizlerimizi bozdurduktan sonra aldığımız CUC ve kalan Eurolarımızı kontrol ederken 50 Euro eksik olduğunu farkettim ve geri dönüp bir hışımla bayana 50 Euro eksik bozmuşsunuz dedim bayan gayet sakin bir şekilde kasada ki ne kadar CUC ve Euro varsa sayma makinesinden geçirdi ve bilgisayardan kasasındaki rakamları karşılaştırdı o arada makine bir elli Euroyu aradan dışarıya attı ve iki adet 50 Euro birbirine yapışmış bir vaziyette kalmış ,onları ikiye ayırdı ve özür dileyerek durumu anlattı ki zaten gözümle görmesem inanmazdım,dünyanın başka bir yerinde böyle bir problemle karşılaştığımızı düşündük , alacağımız cevapları ve uçup giden 50 Euroyu ,Küba’ya geldiğimiz için bir kere daha mutlu olduk .
Küba’dan çıkışta alınan 25 CUC harç parasının kaldırıldığını öğrendik Telefonumuza internetsiz çalışan ve Türkiye’deyken Küba’nın haritasını indirip ve bizi Küba’da inanılmaz işimize yarayan Maps.me uygulamasından bahsetmeden geçemeyeceğim,kalacağımız yerlerin bilgilerini öncesinden JMKDD’den almıştık ve haritadan yerine bakarak hava alanından ne kadar uzakta olduğumuza bakarak taksicinin biriyle pazarlık yaparak 30 CUC tan 20 CUC bizi götürmesine ikna ettik.kaldığımız yeri Küba’ya gitmek isteyenler için şiddetle tavsiye ediyorum Casa Particular’ın işletmecisi Casa de Iván Valdés -Casa Magda adresi Calle 32#863 e/Ave.26 Y 41 Nuevo Vedado,La Habana,Cuba.
İvan güzel ingilizcesi ve misafirperverliği ile bizi Havana’da geçireceğimiz günlerde çok güzel ağırladı evin kliması,güzel bir bahçesi ve dış balkonu var ,odalar ise gayet geniş ve ferahtı.Küba hakkında araştırma yapanlar ;ülkede kağıt ve sabun sıkıntısı olduğunu bilirler fakat İvan’ın evinde tuvalet kağıdından sıvı el sabununa her imkan mevcuttu ve daha sonra Havana’da buluştuğumuz Nahide Havana’da çoğu Casadan ve otellerden daha iyi imkanları olduğunu bize bahsettiğinde biz bunu daha sonraki kaldığımız casaların farkından anlamıştık.İlk gün Evimize yerleşip ertesi gün için plan program yapıp uyku moduna geçmiştik.

HAVANA , KÜBA

19.07.2015 Pazar günü sabah Casa Magda’da İvan bize Mango,Ananas,muz gibi ismini sonradan öğrendiğimiz tadı bize çok yabancı bir çok tropik meyveden oluşan bir kahvaltı hazırlamıştı.Kahvaltı ne kadar renkli olsada Türkiye’den getirdiğimiz muhteşem karışım tahın-pekmez,zeytin,peynir,sallama çay,bal ile kahvaltımızı alışık olduğumuz lezzetler ile şenlendirmeye çalıştık.Kahvaltı sonrasında heycanla havana turu için evden ayrıldık.

Sıcağa ve neme rağmen taksiye binmeyi red edip Havana sokaklarını adım adım yaşamak istedik.Tahmin ettiğiniz gibi öncelikle klasik arabaların sesleri ve renklerinin büyüsüne kapıldık.Yeni Havana’dan Hotel Libre civarında ki Cubanacan,Cubatur ve Havanatur turizm bürolarına uğrayarak Vinales Vadisi günü birlik turu için fiyat araştırması yaptık ,hepsi aynı fiyatı verdi ve bir önemi olmadığını düşünerek Salı günü için kişi başı 59 CUC’a kaydımızı yaptırdık.Gezi öncesi yaptığımız programa göre Pazartesi-Salı-Çarşamba günleri için günü birlik turlar planlamıştık ancak Las Terrazas günü birlik turu için en az 10 kişi olması gerektiğini Varedero için de günü birlik tur olmadığını yalnız otobüs transferi olduğunu o da sabah gidip öğleden sonra 14.00’da geri geldiği için bu turlardan vazgeçmek zorunda kaldık.O gün anladık ki Küba’da herşey planladığınız ve zamanladığınız gibi olmayabilir.Biz de proğramı değiştirip Pazartesi günü için Nahide Hanımın bize önerdiği Playa del Este-Santa Maria Beach’e gitmeye karar verdik.

Turlarla ilgili gerekli ayarlamaları yaptıktan sonra öğle yemeği için Nahide Hanımın bize önerdiği merkezde bulunan La Torre adlı restoranta gittik.Restorantın 33. Katta bulunmasından dolayı Havana’yı kuş bakışı görme fırsatımız oldu .Bu müthiş manzara eşliğinde Balık,patates ve karidesimizi kişi başı 18 CUC’a afiyetle yedik.Yemekten sonra Havana şehir turumuza rengarenk klasik arabalar içinden eşimin ısrarı üzerine pembe olanını seçerek başlamaya çalıştık fakat görevli o arabanın şöförü olmadığını söyleyerek, diğerleri için ısrar etse de bizde pembe diye pazarlığa oturduk pembe olsun beş fazla olsun demedik tabiki 40 CUC ile açılan pazarlığı 30 CUC’a kapattık.Bu tür arabaları şehir merkezinde yanyana dizili bir vaziyette heryerde bulmanız mümkün. Evet Küba turumuza asıl şimdi başlamıştık üstü açık 1960 model pembe aracımızla eski Havana sokaklarına doğru yola koyulduk.Yol üzerindeki önemli yapıları şöförümüz Pablo eliyle göstererek kısa bilgiler veriyordu.Eski Havana’yı turladıktan sonra köprüden Morro Kalesine ve Che nin evine geçtik.Bir saatlik araba turundan sonra Devrim Müzesi’nin önünde arabadan indik.

 Müzeye girmek istediğimizde mesainin bitmiş olduğunu öğrendik.Biz de hemen devrim müzesinin karşısından eski Havana sokaklarına girmeye karar verdik gelişi güzel ara sokaklarda dolaşıp bol bol fotoğraf çektik.Dar ve kalabalık sokakları görünce Küba’da olduğumuzu unutup İstanbul Beyoğlu’nun arka sokaklarındaymışız gibi yersiz bir korkuya kapıldık.Fakat sokaklar okadar renkliydi ki bu korkuya rağmen halkın arasına girmeyi istedik.Sonra bu korkumuzun ne kadar saçma ve yersiz olduğunu anladık.Ara sokaklarda gelişi güzel gezerken insanlar nereden geldiğimizi soruyor Türkiye’den geldiğimizi söylediğimizde yüzlerinde hoş bir ifade oluşuyor hatta alkışlayan bile oluyordu.İstanbul-Ankara ve Atatürk hakkında bilgileri olduğunu bize belirtiyorlardı.
Yürüyüşümüze devam ederken bir poliklinik gördük ve hemen içeriye daldık,çünkü ismini vermek istemeyen bir arkadaşımızın hemeroit problemi vardı.Doktora terleye terleye problemi anlatmaya çalışırken ‘Hemoroit’in’ latincesinin de aynı olduğunu döktüğüm onca terden sonra anladım.Doktor bize Küba üretimi olan iki adet krem getirdi.O günden sonra ismini vermek istemeyen arkadaşın acıları dindi. Kübalı doktorların ve kremin farkını hemen anlamıştık.Poliklinikten çıktan sonra hemen 20 metre sağında ki sokakta Havana’nın en ünlü barlarından olan La Bodequita del Medio adlı bara girdik.Küba’nın ilk Mojitosunu burada canlı müzik eşliğinde denemiş olduk.Müziğin ve Mojitoların keyfini çıkardıktan sonra Plaza de San Francisco de Asise doğru gittik fakat kilise pazar günü olduğundan dolayı kapalıydı.

Plaza Vieja ya doğru yürüşümüze devam ettik orda Kübalı bir tarihçi bayan ile tanıştık,Türkiye tarihiyle o kadar çok soru sordu ki Türkiye hakkında bu kadar bilgi sahibi olması ve güzel ingilizcesi ile bizi şaşırttı.Meydan da her köşede canlı müzik ve dans vardı.Buradan taksiyle yine pazarlık yaparak 10 CUC’a Devrim Meydanına ve Jose Marti Anıta gittik,hava hafiften kararmaya başlamıştı ve yürüyerek Casaya geri döndük.

20.07.2015 Pazartesi günü sabah kahvaltımızı yatıktan sonra İvan’ın taksici arkadaşı ile gidiş dönüşü 40 CUC’a anlaştık ve Playa del Este-Santa Maria Beach’e gittik.Yol yaklaşık olarak yarım saat sürdü.Plaj Varedero’ya göre turist değil yerli halktan oluşuyordu.Günümüzü plajda okyanusun beyaz kumsalın tadını çıkararak değerlendirdik.Aynı taksiyle casaya döndük ve akşam ev sahibi İvan’ın bize önermiş olduğu casanın iki sokak üstünde bulunan La Rosa Negra Restoranta gittiğimizde garsonlar bizi kapıda karşıladı.Personelin kılık kıyafeti ,ilgi ve alakası ,ortamın dizaynı ile çok hoş bir ortamdı. İçeriği çok zengin olan menüyü bir garsonun yardımı ve bize olan eşsiz sabırıyla uzun uzun inceledik.

Seçmiş olduğumuz yemekler masaya geldiğinde buradaki porsiyon kavramının alışık olduğumuzdan farklı olduğunu gördük. Çünkü bir kişi için gelen serviste bir büyük balık,sığır eti ,karides,pirinç pilavı,muz kızartması ,soğan dolması ve ismini bilmediğimiz bir çok meze vardı. Ne kadar aç olursak olalım bunları bitirmemiz mümkün değildi. Her şey gayet lezzetliydi ,tabağımızın yarısından fazlası kalmış olsa da tıka basa doyduk ve bu büyük zıyafet için içecek ve bahşiş dahil dört kişilik toplam 50 CUC ödedik. Yemeklerin lezzetine ve servise hayran kalarak restoranttan ayrıldık. Buradan La Zorra y el Cuervo adlı devlet caz klübüne gittik girişte kişi başı 2 içecek dahil 10 ar CUC verdik.Saat 23.00 gibi başlayan programı iki saat kadar dinledikten sonra evimize geri döndük.

21.07.2015 Salı günü sabah saat 07.30’da Havana Hotel Libre’ye daha önce kayıt yaptırdığımız günü birlik Vinales Vadisi Turu için geldik.Rehberin otelin lobisinde isimlerimizi söylemesiyle grubla buluştuk ve otobüsteki yerlerimize geçtik.Turun ilk durağı Pinar Del Rio’daki rom fabrikası oldu. Romun nasıl üretildiğinden,fermantasyonuna kadar arada geçen damıtma ,süzme ve şişeleme işlemlerini rehberin eşliğinde bir bir inceledik. Ikinci durağımız ise Vinales Vadisi’ydi;vadiye girdiğimizde manzara karşısında büyülendik,yeşillikler içinden merdivenlerden çıkarak Cueva del İndio mağarasının girişine geldik ve girişte bizi elinde gitarıya bir amca karşıladı.Mağaraya girdiğimizde içerisi ışıklandırılmışdı,biraz yürüdükten sonra mağara içerisinden geçen nehir üzerinde bizi karşılayan bir bota bindik ve suyun üzerinde mağaranın içinde biraz gezinti yaptık.Mağranın içinden botla dışarıya çıktık ve etrafımız yemyeşil doğa, atlar ve bir de bizon tarzı değişik bir hayvan vardı,ürkmedik desem yalan olur.

Dileyenler bu hayvanlarla civarda tur yapıyordu, bir kaç hediyelik eşya satanlar da vardı,etrafı dolaştıktan sonra tekrar araçlarımıza bindik. Sırada ki durağımız ise Brezilyalı ünlü ressam Diego Riviera’nı öğrencisi Leovigildo Gonzales tarafından çizilmiş bir yağlı boya çalışmasının bulunduğu yer. Vadinin kenarındaki dik ve sarp bir kayanın üzerine çizilmiş Mural de la Prehistoria adlı bu dev duvar resminin önünde bol bol fotoğraf çekindik. Daha sonra hemen burada bulunan restorantta öğle yemeğimizi yedik.

Turla geldiğimiz için yemek seçme imkanımız olmadı. Ana yemek domuz eti, patates, Küba’ya öz siyah barbunyalı pirinç pilavı, börülceye benzer fasülye,tereyağı, can kurtaran ekmek.Domuz etini tercih etmediğimiz için yanımızdaki meksikalı aileye et verip patates aldık J, Küba’ya has Hindistan cevizi suyu ve ananastan yapılan Pina kolado içtik, tadı muhteşemdi. Yemekten sonra bir seyir tepesine geldik ve Vinales Vadisi’nin fotoğraflarını çekmek için tepede10 dakika mola verdik. Sonra Havana’ya dönüş yolculuğuna başladık.Akşam eve geldiğimiz de gayet yorulmuştuk dünkü restorantta yemeğimizi yedikten sonra evimizde istirahate çekildik.

22.07.2015 Çarşamba günü sabah yine tropik meyvelerden oluşan kahvaltımızı yaptıktan sonra eski Havana’yı tekrar doyasıya gezmeye karar verdik.İlk durağımız Devrim müzesi oldu içeriye girişte kişi başı 8 CUC ödedikten sonra müzeyi gezmeye başladık.Müzenin içeriği devrim dönemine ait fotoğraflar ve kullanılan eşyalardan oluşuyordu.yanımızda rehber olmadığından ve çoğu yazıların İspanyolca olmasından dolayı bazı eşyaları ve yazıları anlayamamıştık. Müzede yaklaşık iki saat geçirdikten sonra fotoğraf çekmeye doyamadığımız eski Havana sokaklarına girdik. Rotasız bir şekilde gezerken Plaza Viejaya çıktık, orda bir barda tavuk hamburger yedik ve bir şeyler içtikten sonra gezimize coco taksi ile devam ettik. Coco taksilerle Hotel Habana Libre’ye gittikten sonra bir saati 10 CUC’a internet satın aldık ve tek bir telefonla dört kişi onbeşer dakika internete girdik.Ertesi gün Cienfuegos’a gideceğimiz için casamıza dönüş yaptık.Eşyalarımızı toparlayıp hazırlıklarımızı tamamladıktan sonra dış bahçemizde keyif yaptık.

Diğer Abonelerin Arasına Sende Katılabilirsin

Posta hesabına bir gün bir mail düşer. Okursun, bakarsın ve çok beğenirsin. İşte o mail sırt çantanı alıp bir yerlere gitmen ve seni harekete geçirmek için yeterli olabilir. Türkiye ve Yurt dışı gezi yazılarımızın mail adresinize gelmesini ister misiniz? Sadece e-posta adresinizi yazarak hemen abone olun! Gezgin İz sizi harekete geçirecek makaleleri mail adresinize göndersin ama reklam vs göndermesin.. :)

CEVAP VER