Uzun zamandır görmek istediğim ve bir türlü fırsat bulup da gidemediğim Yenidünya Mağarası’na gitme zamanı gelmiş çatmıştı. 31 Temmuz 2016 pazar sabahı erkenden gözlerimiz açılmış ve son hazırlıklarımızı yapmış, daha önce mağaraya 5-6 defa girmiş olan dostlarımız İbrahim ve Özlem Küçük çiftini beklemeye başlamıştık. Çok geçmeden sözleştiğimiz saatten önce yola koyulmuştuk bile.
Yaklaşık 1.5 saat süren yolculuktan sonra mağara bölgesinde kendine doğal yaşam alanı oluşturan, kendi tavuklarından her gün yumurtalarını toplayan, domates-biber-salatalığını bahçesinde yetiştiren ve 6-7 senedir orada hayvanları ile yaşamını sürdüren Emrullah Abimiz güler yüzüyle bizi karşıladı.

Aslında Emrullah abinin hayatından bir kitap bile yazılabilir ancak özetle beni en etkileyen cümlesini paylaşmadan edemeyeceğim.
(Bu bölgeye hafta sonları insanlar piknik amaçlı geliyor ve kalabalık bir ortam oluşturuyorlar) Buna istinaden kendisine ;
 – “Emrullah abi cümbür cemaat gelen giden oluyor, bunların arasında doğa bilinci olan kadar olmayanlarda vardır. İnsanlar çöplerini, poşetlerini giderken buralara atıp gidiyorlardır. Bu duruma hiç kızmıyor musun ? Buraya bir tabela koymak münasip olmaz mı ?” şeklinde bir soru sordum.
Verdiği cevap gerçekten etkileyiciydi.

– “İnsanlar hafta sonlarını aileleri ile beraber burada mutlu geçiriyorlar. O mutluluklarını onların yüzlerinden okuyabiliyorum. İnsanların mutlu olduğunu görmek beni daha fazla mutlu ediyor ve haliyle bende mutlu oluyorum. Uyarı tabelası koymak ağır bir itham olur, çünkü her insanda bu durumu düşünecek kapasite var. Akşam olduğunda onlar gidiyor. Kalan atık olursa onları toplamam ise en fazla 1 saatimi alıyor. O yüzden bırakalım insanlar mutlu ayrılsınlar” dedi.

Sabah kahvaltımızı hazırlamaya koyulduk. Emine ateş başında kara tavada patates kızartıyor, özlem domatesleri doğrayıp masayı hazırlıyor, İbrahim çayı demliyorken ben de Emrullah abi ile bahçeden salatalık toplamaya ve tavukları serinletmek için hortumla yerleri sulamaya gittim Keyifli bir kahvaltıdan sonra mağaraya giriş için teçhizatlarımızı hazırladık ve tırmanmaya başladık. Mağaranın henüz bakir olması beni çok mutlu etmişti. Genelde turizme açılan her mağaranın içine merdivenler, sarılı kırmızılı aydınlatmalar yaparlar. Evet görsel olarak belki ihtişamlı görünebilir ama ben yine de mağaraların bakir kalmasını girecek olanların ise donanımla girmesi taraftarıyım. Yenidünya mağarası Türkiye’de ilk beşe girebilecek yapıya sahip bir mağaraymış. Gerçekten içeri girildiği zaman buna hak verdim. Ara geçişleri bir insan sığabilecek kadarken, geçtikten sonrası ise devasa yükseklikte ve genişlikte bir yapıya sahip. Mükemmel sarkıtlar ve dikitler her yerde sizi karşılıyor. Bazı yapıtlar ömrünü tüketmiş olsa da hala aktif olarak dikit oluşumuna devam eden yerler var. Zifiri karanlık olduğundan her ne kadar fotoğraflayıp kayda alamasak da yukarıdan su damlarının düşüp dikit oluşturmaya devam ettiğine şahit oldum. Yenidünya mağarasında birde göl bulunmakta. Tahmin ediyorum ki bu gölün altında da dikitler ve doğanın güzelliği mevcuttur.

Yenidünya mağarasının bir çıkışı ise Göksu Nehri’nden yaklaşık 100 metre yükseklikte olan bir terasa çıkıyor. Buradan bakıldığı zaman vadinin manzarası muhteşem. İnsan düşünmeden edemiyor. Aslında bu bölge outdoor sporlarına çok müsait bir şekle sahip. Kaya tırmanışları için farklı rotalar, Göksu Nehri’nde rafting ve kano, daha fazla adrenalin isteyenler için ise iki vadi arasını iple geçiş bile yapılabilir Mağara gezimizin sonuna geldiğimizde vücudumuz içerideki hava sıcaklığına alıştığından dışarı çıktığımızda yüzümüze bir alev vururcasına sıcak hava kütlesinin içine girmek zorunda kaldık.

Geri girsek mi diyenler oldu tabi ki Bu kadar kirlendikten sonra Göksu Nehri’ne girip yüzmeden olmaz elbette. İki dik vadi arasında yüzmenin zevki de bir başka oldu tabi. Akşam yemeğimizi de orada yerken mağara hakkında, bölge hakkında, doğasının güzelliği hakkında uzun uzun konuştuk. Bizim konuştuklarımız bizde kaldı, bence en kısa zamanda sizin de gidip o güzelliği görmeniz ve yaşamanız gerekli.
Eray Altun

img_0864 img_0868 img_0870 img_0871 img_0874 img_0877 img_0880 img_0882 img_0884 img_0890 img_0900 img_0902 img_0907 img_0914 img_0920 img_0925 img_0931 img_0932 img_0938 img_0948 img_0951 img_0953 img_0961 img_0967 img_0969 img_0974 img_0981 img_0985 img_0991 img_0992 img_0996 img_0998 img_1001 img_1003 img_1004 img_1007 img_1008 img_1013 img_1017 img_1024 img_1026 img_1028 img_1030 img_1035 img_1037 img_1048 img_1062 img_1068 img_1080 img_1084 img_1086 img_1087 img_1089 img_1100

Diğer Abonelerin Arasına Sende Katılabilirsin

Posta hesabına bir gün bir mail düşer. Okursun, bakarsın ve çok beğenirsin. İşte o mail sırt çantanı alıp bir yerlere gitmen ve seni harekete geçirmek için yeterli olabilir. Türkiye ve Yurt dışı gezi yazılarımızın mail adresinize gelmesini ister misiniz? Sadece e-posta adresinizi yazarak hemen abone olun! Gezgin İz sizi harekete geçirecek makaleleri mail adresinize göndersin ama reklam vs göndermesin.. :)

CEVAP VER