1. Gün : BATUM – BOTANİK BAHÇE – KOBULETİ

İki gün Ayder yaylasında konakladıktan sonra, erkenden kalkıp Ardeşen’e hareket ettik. Ardeşen’de aracımızı kapalı otoparka bıraktık ve bir haftalık Doğu Karadeniz ve Batum turumuzu gerçekleştireceğimiz grubumuzla buluştuk.Trabzon tarafından gelen gruba dahil olduktan sonra Batum’a doğru yola çıktık. (Batum Türkiye’nin Sarp Sınır Kapısı’na sadece 20km uzaklıkta. Türk vatandaşları Gürcistan’a vize ve pasaport gerekmeden girebiliyor.) Sınır işlemleri Ramazan Bayramı arefesi olduğu için bayağı kalabalıktı. Araçtan ayrılarak sırt çantalarımızı yüklendik ve sınır kapısının önündeki uzun kuyruğa girdik. Gürcülerin bu kadar saygısız olacağını hiç tahmin etmemiştik. Kalabalık ve uzun kuyruğu Gürcü Teyzelerin adeta bir kurşun gibi delip geçmeleri bu bekleyişimizi daha da çileli hale getirmişti. Nihayet T.C. kimliklerimiz ile Türkiye sınırından geçtik ve bir o kadar bekleyeceğimiz Gürcistan sınırına kadar yürüdük. Muhteşem sıcakta nihayet Gürcistan sınırından da geçtikten sonra bizi bekleyen rehberle buluştuk. Aracımız hazırdı ve grubumuzla hemen kendimizi araca attık. Yol üzerinden iki günlük ihtiyacımız kadar döviz bozdurma işlemini gerçekleştirdik. (Gürcistan para birimi Lari (GEL) ve 1 Lari=1,2 TL ).

İlk durağımız Botanik Bahçe oldu. Hava hafif kapanmaya başladı ve ara sıra yağmur atıştırıyordu. Havanın yağışlı olmasına rağmen ,bir çok çeşitte tropik ağaçlar ve çiçeklerin arasında Botanik Bahçe gezimizi keyifle bitirip Batum’un merkezinden biraz uzak doğanın içindeki muhteşem Rizeli Rehberimizin evine geldik. Yemyeşil bir bahçenin içinde oldukça şirin bir evdi burası.   Bahçede bol bol fındık ve çeşitli meyveler vardı. Şehir merkezlerinde yorulmuş ruhlarımız için burası adeta bir terapi gibiydi. 2 katlı bu evin arka bahçesinde bir de ahşap küçük bir kulübe vardı. Evet evet! geceyi kesinlikle çizgi filmlerden fırlamış gibi duran bu küçük kulübede geçirmeliydik. Görür görmez sahiplenmiştik orayı başımıza geleceklerden habersiz… 🙂 Bu güzel evi ve bahçeyi hayran hayran gezdikten sonra eşyalarımızı yerleştirmek ve biraz dinlenmek için odalarımıza çekildik. Akşam yemeği için dışarıda evin önünde leziz yemeklerden oluşan bir masanın başında buluştuk. Evlerinde misafir olduğumuz Türk rehberimiz ve Gürcü eşi misafirperverlik konusunda gerçekten çok iyilerdi. Yemekten sonra grup arkadaşlarımızla uzun neşeli sohbetler ettik. Keyfimize diyecek yoktu ancak sabah uzun bir şehir turu bizi bekliyordu bu yüzden uyumak için odalarımıza çekildik.

O gece evde geçen bir anımızı anlatmadan geçemeyeceğim. Kalacağımız küçük kulübe 2 katlıydı.
Eşimle ben alt katta kalacak kuzenimiz Aykut ise üst katta kalacaktı.Odalarımıza girdiğimizde alt kat ile üst katın farkı yoktu arada sadece kağıt varmış gibiydi çünkü Aykut’la üst kattan rahatça muhabbet edebiliyorduk. Katı bölen kısım ahşap olduğu için ses net bir şekilde duyuluyordu. Bu sevimli kulübe bizi beklediğimizden daha doğal karşıladı. Penceremizde dışarıdan cama dayanmış küçük bir kurbağa, yerlerde belki ilk kez karşılaştığımız sevimsiz minik böcekler ve örümcekler vardı. Yataklarımız ve oda tertemizdi ancak, yeşillerin içine bürünmüş kulübeyi, bizden daha çok sahiplenmiş olan bu küçük yaratıklar başımızda doğal yaşamın bekçisi gibiydiler. Ortama mecburen biraz müdahale ederek uyuyabilecek duruma getirdik ancak yine de biraz tedirgin daldık uykuya. Gece uykumuzun arasında şiddetli yağan yağmuru ve rüzgarı adeta çadırda yatıyormuş gibi çok net ve gürültülü bir şekilde hissedebiliyorduk. Her şeye rağmen derin bir uykuya dalmayı başarmıştık ki büyük bir gürültüyle yataktan fırladık. Nasıl olduğunu hala çözememiş olsak da bir kova kadar su birikintisi pat diye alt kattaki odamıza boşalmıştı.Üst katta kalan Aykut’un bizim odamıza boşalan suyla bir alakası yoktu ancak çıkan sesten o da korkmuş olmalı ki “Noluyo?” diye haykırışı bugün hala kulaklarımızda. Neyse ki bu bir kova kadar sudan nasibini alan tek şey ayakkabılarımız oldu. İtiraf etmek gerekirse gök gürültülü fırtınalı gecenin içinden gelen bu suyun gürültüsü bizi o an çok korkutmuştu. Ayakkabı ve kıyafetlerimizi sağlama alıp tekrar uykuya dalmaya çalıştık, zifiri karanlık içinde yağmur sesi gök gürültüsü, fırtınadan gelen uğultular ve ağaçların hışırtısı… bütün bunlar hem ürkütücü hem de çok heyecanlıydı 🙂 kesintisiz dalamadığımız uyku ise daha da tatlanmıştı. Gözlerimizi kapatıp uykuya yeniden daldık ki üst katımızda kalan ismini vermek istemeyen bir arkadaşımızın bağırışıyla yatakta yine irkilerek doğrulduk.
-aneeeaoooouuuavvvv iibooooooouuuuuaaaaaa aaaaaaa uuuu
-Ne oldu bir şey mi var X , diye seslendim.
-ibooo senmisin o?
-benim X
-ibooo sen misin o kapının önünde dikilen ?
-Yoooo , Yatıyom ben ne dikilmesi ?
-içeri giren sen misin İbo diyorum ?
-Hayır X , kafayı mı yedin sen ,ne içeri girmesi deli gibi bağırmazsan yatacağız inşallah bu gece ..
-Olummm,biri vardı içeride ben uyanınca çıktı!
-Tööbeee , Tööbeeee
dedim ve bağrış çığrış üst kata ismini vermek istemeyen arkadaşın yanına doğruluk payının da olacağını düşünerek tedirgince merdivenleri 3-5 atlayarak çıktım. İçeri girdim o surat ifadesi , o korku , o panik beni de korkuttu. Herhalde o kadar korkuya kim varsa kaçmıştır bizden. İçerde kimse yoktu, ismini vermek istemeyen arkadaş yağmur, rüzgar içerideki envayi çeşitte böceklerin,örümceklerin de etkisiyle kabus görmüş uyandığında da devam etmişti. Neyse sakinleştirerek yatırdım bay X’i ve bende tekrar bir olay daha yaşamadan rahatça uyumak için dua ederek yatağıma tekrar geçtim.

Bay X’in sabah yüzü gözü şişti malum hiç uyumamış ve güne yorgun başlamıştı biz de dün geceyi hatırladıkça gülmekten kendimizi alamadık. Muhteşem doğu Karadeniz ve Batum gezimiz beklediğimizden aksiyonlu geçiyordu.

Sabah olduğunda müthiş bir doğanın içine uyanmıştık, hava muhteşemdi. Geceki fırtına ve yağmur yerini cam gibi  bir havaya bırakmıştı. Güneş harikaydı. Kahvaltı için toplandığımızda  kuş sütü bile vardı denilecek kadar muhteşem donatılmış bir masayla karşılaştık. Her şey doğal, her şey harikaydı. Macera dolu geceden sonra bunu kesinlikle hakketmiştik ve bu keyif her şeye değerdi.

Ve Batum şehir turu için artık hazırdık…

2. Gün : BATUM ŞEHİR TURU

Bugün Kobuleti sahil ve Batum şehir turu günü. Öğleden önce mayo ve şortlarımızı alıp Kobuleti’nin muhteşem sahilinde denize girip güneşlendik. Bizim alışık olduğumuz gibi kumsal yerine küçük çakıl taşları olan bir plajı vardı hava ve su güzeldi o gün 1-2 saat denizde kalıp Gürcü birasının tadına baktıntan sonra öğle yemeği için Batum şehir merkezine hareket ettik ve yemeğimizi her yanı ahşap (ama her yanı) ve yemekleri süper olan bir lokantada yedik, büyülendik doğrusu.Yemek sonrası Batum şehir gezimiz ; Katedral, eski Batum sokakları, Altın post heykeli, Etnografya müzesi gibi görülmesi gereken yerleri kapsadı. Eski Sovyet binaları arasında yükselen yeni lüks gökdelenler ve bir taraftan ince ince devam eden eski binaların restorasyon çalışmaları… Batum’u gecesiyle gündüzüyle gezdik ve bir çok yeni keşifler yaptık. En çok garibime giden şey ise rahat, sakin,hayat telaşı olmayan ellerinde birer bira alıp kapının önünde oturup koca göbeklerini yarıya kadar açan Gürcü erkekleri oldu.Gerçekten ilgi çekici ve komiklerdi. Sanırım o hareket sıcağın ve nemin etkisiyle tüm Gürcü erkeklerine özgüydü, tişörtlerini göbeklerinin üstüne kadar sıyırıyorlar ve o halde geziyorlardı.

ÖNEMLİ: ÇOCUKLARIN KİMLİĞİNDE FOTOĞRAF YOKSA PASAPORTLARI (EĞER VARSA) YANLARINDA BULUNMALI. AKSİ TAKDİRDE GÜRCİSTAN’A GEÇİŞ MÜMKÜN OLMAMAKTADIR . ÇOCUĞUNUZUN PASAPORTU YOKSA BULUNDUĞUNUZ YERDEKİ NÜFUS MÜDÜRLÜĞÜNDEN ÇOCUĞUNUZUN NÜFUS CÜZDANINA FOTOĞRAF YAPIŞTIRTINIZ.
Not: Batum’a geçmek için nüfus cüzdanınızın yanınızda olması ve yıpranmamış, pvc kaplı olması gerekmektedir. 18 yaşın altındaki çocuklar, ebeveynlerden biriyle tura katılıyorsa yurt dışına çıkış için diğer ebeveynden noter tasdikli vekaletname bulundurması gerekmektedir.

Diğer Abonelerin Arasına Sende Katılabilirsin

Posta hesabına bir gün bir mail düşer. Okursun, bakarsın ve çok beğenirsin. İşte o mail sırt çantanı alıp bir yerlere gitmen ve seni harekete geçirmek için yeterli olabilir. Türkiye ve Yurt dışı gezi yazılarımızın mail adresinize gelmesini ister misiniz? Sadece e-posta adresinizi yazarak hemen abone olun! Gezgin İz sizi harekete geçirecek makaleleri mail adresinize göndersin ama reklam vs göndermesin.. :)

CEVAP VER